Edit

Payment Support

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Saban, orak, kağnı veya taş değirmen. Bunlar bugün var mı? Var da kullanımı yok! Şimdi de 2030 yılını hayal edin! Bundan 10 yıl sonra ne tür değişimler olacak? Hangi yeniliklerle karşılaşacağız? Bugün yaptığımız hangi iş veya meslekler var olmayacak?

Saban, orak, kağnı veya taş değirmen. Bunlar bugün var mı? Var da kullanımı yok! Şimdi de 2030 yılını hayal edin! Bundan 10 yıl sonra ne tür değişimler olacak? Hangi yeniliklerle karşılaşacağız? Bugün yaptığımız hangi iş veya meslekler var olmayacak?

“Değişim” denilen kavram herkesin hayatında olumlu veya olumsuz etkiler bırakıyor. Değişimleri tetikleyen kavramın başını da son dönemlerde “teknoloji” çekiyor. Teknoloji dediğimizde ise aklımıza bugün dijital konular gelebilir ama aslında gerçek böyle değil.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Daha  18. YY’ın ortalarına kadar yelkenli gemiler, su üstünde giden en teknolojik aletlerdi. Yüzen bu araçlar hem ticarette, hem taşımacılıkta hem de savaşlarda yıllarca kullanıldı. Bugün hiç bir otomasyon kullanılmadan oluşturulan ahşap, rüzgar gücüyle hareket eden bu gemiler bizim gözümüzde teknolojik bir alet olmayabilir ama o gün bu gemilere sahip olan ülkeler için bu bir teknoloji gücüydü. Dahası ordular için askeri, ülkeler için ise ticari üstünlük sağlayan stratejik kaynaklardı. Bugünse durum oldukça farklı. Robotlardan, zekanın yapay olanından, havada veya yerde giden insansız araçlarından, onbinlerce km ötedeki hedefleri “tam isabet” vuran füzelerden konuşur olduk.

İş dünyasında gözlüğünden baktığımızda ne tür değişimler bizi bekliyor olabilir?

Doğru Strateji için Geleceği Tahmin Etmek Önemli

Strateji belirlemede geleceğe dair okumalar yapmayı önemserim. Geleceği okumak, benim tanımımla “gelecekten gelmek” tabiri bir tür stratejik düşünme yetkinliğidir. Bu yeti gerek birey, gerek şirket gerekse ülkeler için oldukça hayati öneme sahiptir.

Neden mi önemli? Bunun en yalın açıklaması: “İnsanız”.

Yaşamak ve hayatta kalmak için değişimler karşısında uyum sağlamaya çalışıyoruz. Kimimiz bireysel manada kariyer planı yapmak istiyor, kimimiz çok para kazanarak daha rahat bir hayat sürmek istiyor. Kimimiz de yaptığımız birikimlerimizle yatırımlarımızı doğru zamanda doğru konulara yapmak istiyoruz.

2030’da Neler Olacak (mış)?

Gelecekle ilgili kim ne diyor diye bakarsanız da, bazı insanların kendisini Futurist (Türkçe karşılığını bilmeyenlerdenim) olarak tanımladığını görürsünüz. Hatta bunlar bir araya gelerek dernek çatısı altında toplandıklarını bile görürsünüz. Ben ise gelecekle ilgili konularda ben geleceğe dair yapılan araştırma ve öngörü raporlarından çok fazla istifade ederim. Bu tarz raporlar farklı bakış açılarından hareketle ciddi emek sarf edilerek hazırlanır.  Konuya biraz daha iş dünyası gözlüğünden baktığımızda 2030’la ilgili bize yol gösterecek raporlardan birisinin Dünya Ekonomik Forumu’nun 2030  iş gücü öngörüsüyle ilgili sunduğu rapor olduğunu düşünüyorum. Rapor daha çok otomasyon ve yapay zeka ile ilgili olsa da iş dünyası olarak önemli okumalar yapacağımızdan eminim.

Hepinizin bildiği üzere, gelecekle ilgili bir konu açıldığında çoğunlukla dijitalleşmeden, robotlardan veya otomasyondan bahsedildiğini görüyoruz. Hatta bazıları o kadar ürkütücü bir tablo çiziyor ki; değişimlere sonucunda insanların işsiz kalacağından, robotların işlerimizi elimizden alacağından veya üretimde endüstri 4.0 stratejisiyle ful otomasyona geçileceğinden ve artık işlerini artık robotların yapacağında bahsediyor. Evet, 2030’a kadar bazı değişimler olacak ama endişeye kapılmaya gerek yok, birilerinin abarttığı kadar da değil. Her değişim sürecinde olduğu gibi bazı olumsuzluklar olmakla birlikte bazı fırsatlarında beraberinde geleceğini düşünmek gerekir.

Son günlerde okuma listeme aldığım Michio Kaku’nun “İnsanlığın Geleceği” diye bir kitabı var. Kitapta altını çizdiğim bir çok konu var. Yazar, yapay zekanın ve nano teknolojinin 2030’a kadar oyunun kurallarını değiştireceğine değiniyor. Özellikle nanoteknoloji temelli Grafen elementine değiniyor. Bu elementin son derece ince, saydam ve dayanıklı olduğundan, çelikten 200 kat daha sağlam ve elmastan daha dayanıklı olduğundan ve doğal olarak bu elementin inşaat, uzak teknolojisi gibi alanlarda aktif olarak kullanılacağından bahsediyor.

Hangi Meslekler Nasıl Etkileyecek?

Değişimlerin tıpkı tarihte olduğu gibi bazı mesleklerin ortadan kalacağı öngörmemiz çok doğal ama şunu unutmamak gerekir ki, bazı meslekler ortadan kalkarken belki de birkaç katı kadar yeni mesleklerin geleceğini düşünmek gerekir. Dünya Ekonomik Forumu ve McKinsey Global Institune’nin raporuna göre:

 Dijital ve teknik yeteneklere talep %55 oranında artacak. Yani herkesin bir teknoloji uzmanı olması beklenmeyecek ama temel seviyede dijital yetenekler aranacak. Bilgi teknoloji alanlarında ise programlama, yazılım gibi bilgi teknolojileri yetenekler aranan özellikler olacak.

Her zaman olduğu gibi yönetim ve liderlik konularına her zaman ki ihtiyaç var. Bunun da %24 oranında talep artışı olacağında bahsetmek mümkün. Ama eskilere göre bazı farklar var. Örneğin liderlik özelliklerinden “dijital liderlik gibi” kavramları yakın zamanda daha çok duyacağız.

Yeni iş modelleri, yeni girişimler ve teknolojik girişimlerin ortaya çıkacağını düşündüğümüzde iş dünyası literatüründe “girişimcilik” konusunun oldukça popüler olacağını düşünmek gerekir. Girişimcilik derken aklınıza sadece yeni bir modeller iş kurma gelebilir. Yanılmayalım! Kurumsal şirketlerde daha çok görülecek, iç girişimcilik kavramının trendinin artacağını göreceğiz.

2030’da Beklenen Yetkinlikleri Neler Olacak?

Kurumsal iş dünyası iyi bilir. İnsan kaynakları uygulamalarında bir işi icra edebilmek için beceriler bütününü tanımlayan“yetkinlik” denilen bir kavram var. İster iş hayatına yeni dahil olacak gençler olsun, isterse uzun yıllardır çalışan kıdemli insanlar olsun, herkesin değişimlere adapte olabilmesi ve bunun için “sürekli bir şeyleri öğrenmesi yetkinliği” gelecekte daha da önemli olacak.

Her zaman olduğu gibi iletişim önemli bir yetkinlik olmaya devam edecek ama, son zamanlara sıklıkla duyduğunuz “kritik düşünme”, “problem çözme”, “karar alma” gibi konular aranan özellikler olacak.

Basit bilişsel yetenekler diye bir şey var. Hani bir zamanlar arzuhalciler vardı bilir misiniz? Mahkeme önünde daktilosuyla dilekçenizi yazar, sizin adınıza düşünürdü. Bugün onlardan var mı? Yok! Bugün de veri girişi, ön muhasebe elemanı gibi konularda çalışanlar var. İşte bu tarz işler yani veri girişi gerektiren işler on yıl içinde %15 oranında azalacağı öngörülüyor. Tabi bu öngörü daha gelişmiş ülkeler için. Bunu bizim için düşündüğümüzde bu oranın belki de birkaç kat oranında olabileceğini öngörebiliriz.

Yaratıcılık yeteneği gibi yüksek bilişsel yeteneklere talep ciddi aratacak. Bunu sadece sanatsal konularda düşünmeyin. İş hayatındaki problemleri yaratıcı bir şekilde nasıl çözüleceği konusu, toplumsal veya doğa ile ilgili sorunları nasıl çözüleceği gibi konulardan bahsediyorum.

Yetenek yönetimi, yeteneği kazanmak derken şimdilerde bu kavrama “yetenek savaşı” denmeye başlandı bile. Diploması olan insan sayısı arttı ve daha da artacak fakat asıl önemli olan yüksek yetenek gerektiren işlerde insana olan talepte rekabet artacak. Ama burada bir ikilem var. Düşünsenize, siz işinizi büyütmek için yetenekli insanlarla çalışmak istiyorsunuz. Yeni nesil yetenekli insanlar da sizin koyduğunuz katı kurallar çerçevesinde çalışmak istemediğini ifade ediyor.

Peki bu denklemi nasıl çözeceğiz?  Buyurun düşünelim…

Uzaktan Çalışma Hoş Gelecek

Pandemi (Covid-19) ile birlikte uzaktan çalışma, saatlik çalışma gibi gibi çalışma modellerini konuşmaya başladık. Hatta Twitter gibi global firmalar tamamen uzaktan çalışma modeline geçtiğini çoktan ilan etti bile!

Freelancer denilen, serbest çalışma modelinin artacağını öngörmemiz gerekir. Esnek çalışma, dışarıdan kontratlı çalışma modellerinin daha çok günceme geleceği göreceğiz. Bu konuda Mc Kinsey’in yaptığı bir araştırmaya göre şirketlerin %46’sı yakın dönemde esnek çalışma konusunu gündemine alacağını söylüyor. Yani bir uzman veya yetenekli kişi sadece sizinle çalışmak istemeyebilir. Yapacağınız anlaşmaya bağlı olarak birden fazla şirkete uzaktan hizmet sağlayabilir.Bunu gün bunu en iyi kim yapıyor dersiniz? Grafikerler, muhasebeciler veya yazılım uzmanları…

Çalışanlara mobilite ve esneklik sağlama konusunun faydalı mı, zararlı mı diye çalışmalarını yapanlar da var. Bu konuda 3M Firmasının yaptığı bir çalışmada çalışanlara sağlanan esneklikle çalışa verimliliğinin %4 oranında arttığına dair çalışma sonucu raporluyor.

Hangi Mesleklere Güle Güle Diyeceğiz?

Teknolojik değişimlerin etkisiyle “manuel” yani elle yapılan işlerin çoğuna veda edeceğiz. Bunun başını belki de bankacılık çekecek. Bunu banko hizmetleri, sekreterya işleri veya asistanlar takip edecek.  Sigorta acenteleri, bilet satışı yapan yerler, fast food şirketlerinden yemek hazırlamak veya servis sunmak için çalışanları da dahil etmek gerekir.

İnsan gücü en çok nerede şu an? Tarımda, lojistikte veya madencilikte. Bunlarında otomasyon veya teknoloji etkisiyle yavaştan yerini teknolojiye bırakması söz konusu. Dünyada insansız yani kendi kendine giden otonom araçlar üzerinde çalışmalar hummalı bir şekilde devam ediyor. Peki bu ne sonucu doğuracak? Belki de bir süre sonra tır şöförlerini, makinistleri, kaptanları hatta kargoculukta pilotları belki de görmeyeceğiz. Dahası daha geçenlerde çinli bir firma insansın hava aracılığı ile kargo taşıma onayını aldı bile.

Artık iş ilanlarında “dönerci ustası aranıyor ilanını” çok görmüyoruz. Neden? Çünkü dönerler hassas kesim yapan otomatik bıçaklarla yapılıyor. Demeye çalıştığım şu ki; perakende sektöründe değişimlere şahit olduk, olacağız . Artık “büyük m2’lerde fiziksel mağaza açayım”, “içine onlarca adam koyayım, satışlar yapayım” bakış açısı değişiyor. Dijital dönüşümler, e-ticaret ve lojistik sektöründeki gelişmelere bağlı olarak fiziksel mağazacılık yapanlar ve burada hizmet verenlerin sayısı azalacak.

Hangi Mesleklere/İşlere Merhaba Diyeceğiz?

Gelecek neyle ilgili? Dijital, teknoloji, otomasyon ve buna benzer konular.

İşte bu alanlarda yükselişleri beklemeliyiz. Yani bugün bankayı aradığımızda sesimizi tanıyan bir robot bizi karşılıyorsa işte onu yazan yazılımcıya, ses kaydımızdaki sinirlenmeyi anlayan ses işleme uzmanına veya sosyal medyadan şikayet yazdığımız anda bize dönüş yapan robotları geliştiren teknik donanımlara sahip mühendislere ihtiyaç olacak.

Bireyselleşme konusu da her geçen gün her konuda artıyor. Eskiden iktisat veya ekonomi okuyanlar bankada kariyer planlardı. Bugün ise varlıklı insanların bireysel yatırımlarını takip eden bireysel finans uzmanlarını duyar olduk. Bunu zamanla bireysel lider/yönetici koçu, birebir danışmanlık, birebir koç veya mentorluk gibi modellerle karşılaşmamız mümkün.

Alon Musk’un özel bir girişimci olarak uzaya roket göndermesi veya uzay seyahati başlatacağım iddası aslında bize bazı mesajlar vermeli. Buradan şunu anlamak gerekiyor. Uzak teknolojileri, uzay için gerek duyulan malzeme bilimi veya destekleyici konularda ciddi talepler olacak.

Robot teknolojilerini sıkça konuşmaya başladık. Her ana sektörün onlarca alt sektörü de beslediği gibi robotik teknoloji konuları mühendisinden yedek parçacasına, ticaret yapanından teknikerliğe kadar bir çok konuda yeni meslekleri ortaya çıkaracağı kesin.

Son dönemde başlayan yapay zeka, derin öğrenme, artırılmış gerçeklik gibi teknolojik alanlarda uzmanlıklarda yeni ihtiyaçlar doğacak.

Son dönemde duymaya başladığımız ama içinde tam olarak ne olduğunu bilmediğimiz blokzincir (blockchain) ve onun ayrılmaz parçası kripto para ve bunların yönetimi için sistemleri geliştirenlere, bu süreçlerin yönetiminden sorumlu avukatlara oldukça fazla ihtiyaç olacağa benziyor.

Sağlık alanına ilgi ve sağlıklı gıda konusu hep önemini devam ettirecek. Bugün bazı ülkelerde kan testi, grip veya bazı basit hastalıkların testini yapan otomatlar kondu bile. Bu da bize tedavi hekimliğinden daha çok koruyucu hekimlik konularının daha da önemli olacağını söylüyor.

Gizemli organ beyin konusunda gelişmeler devam edecek. Özellikle beyin, sinir bilim veya bu keşiflere bağlı olarak nöropazarlama, benim de ilgilendiğim konu olan nöroyönetim gibi alanlarda daha çok gelişmeler göreceğiz.

Sosyal medya kullanımını veya internet kullanımını çok konuşuyoruz ama onun insanın biyolojisi ve psikolojine bıraktığı etkileri daha açık açık konuşmuyoruz. Bu konularda çalışan terapistler, psikologlar veya uzmanlara şahit olacağız.

Gelecek teknolojik gelişmelerle şekillenecek. Yukarıda bahsi geçen ve ilişkili konularda gelişmelerin olacağını kabul etmekle birlikte bazı şeylerin de etkilemesinin mümkün olmadığını düşünmek gerekir.

Sektör bağımsız düşünmek kaydıyla şu bir gerçek ki; sosyal ve duyusal yetkinlik gerektiren işler hiç bir zaman etkileyemeyecek. Yani biz tiyatro yapan bir robot veya bizi yöneten bir makine yöneticilerle hiçbir zaman karşılaşmayacağız. Karşılaşsakta o tadı zaten hiçbir zaman vermeyecek

Dr. Kamil BAYAR

Bir Cevap Yazın