Edit

Payment Support

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Ahilik, 13-16. yy’ları arasında yaşatılmış, yaklaşık 600 varlığını sürdürerek bir Türk Yönetim sistemine örnek olmuş bir yönetim modeli.

Ahilik, bugün sistemlerine, ürünlerine, makinalarına hayranlıkla baktığımız Almanya’nın mesleki eğitim sisteminin temelini oluşturur. Dünyanın en eski sivil toplum kuruluşlarının da başını çeker. Uzun yıllar Türk toplumunu mesleki ve sosyal anlamda şekillendirme misyonunu üstlenmiş. Bugün işinde iyi olan esnafların, tacirlerin veya iş insanlarının uygulamalarında oradan esinlenmeler görüyoruz.

Ahilik, 13-16. yy’ları arasında yaşatılmış,  yaklaşık 600 varlığını sürdürerek bir Türk Yönetim sistemine örnek olmuş bir yönetim modeli.

Ahilik sisteminin hiçbir kültürde eşi benzeri olmadığından bahsedilir. Etkileri bize kadar ulaşmış bu yönetim modelinin temelinde ise İslam inancının ve ahlaki öğretilerinin olduğunu görüyoruz. Bu öğretiler, gerçek yaşama Fütüvvetnameler aracılığı ile ulaşması söz konusu olmuş. (Fütüvvet, Arapça “mürüvvet” kelimesi ile eş anlamda söylenmiş, Mürüvvet ise çoğu kez eli açıklık, konukseverlik olarak tanımlanıyor).

Bir çok özelliğinden bahsetmek mümkün fakat özünde, doğruluğu ve dürüstlüğü yaymak var. Bunun ötesinde Ahiliğe göre; güzel ahlâkın olduğu yerlerde kardeşlik, eşitlik, özgürlük, sevgi, hak ve adalet zaten vardır.

Diğer yandan da Ahilik’te tıpkı Konfiçyanilizm gibi felsefi bir bakış açısının ete kemiğe bürünmüş halidir.

Kaynaklara bakıldığında Ahi’, vicdanını ön planda tutan, helal kazancı merkeze koyan, tutumlu ve ölçülü ve yararlı şeyler üreten kişiye verilen isim olarak geçiyor. Ahi olabilmenin yolunun kolay olmadığını, bunu elde edebilmek için bir çok kriterin sağlanması gerektiğinden bahsetmek mümkün.

Ahi’nin sadece iyi yapılanmış bir Ahilik teşkilatına üye olması yetmez, “Şeriat, Tarikat, Marifet” gibi üç alanda bilgi edinmek ve bunu iş ve özel yaşamında uygulaması olmazsa olmaz şartlar arasında.

AHİLİK YÖNETİM SİSTEMİNİN MİSYONU

Ahilikte temel amaç, ticari hayatta huzur ve uzlaşıyı sağlamak. Bunun yanı sıra devletin menfaatlerini korumakta önemli bir görev. Uygulamaların merkezinde de sorumluluk sahibi tacir ve meslek erbabları yetiştirmek var. Türklerin Ahilik müessesinin diğer önemli misyonu da; Anadoluyu yurt edinme dönemlerinde de Türk gençlerini kötü alışkanlıkların etkisine kapılmaktan alı koymak, onları özeliklerine göre doğru iş/meslek sahibi olmalarını sağlamak.

Bu yönetim sistemi, yaşadığı dönem boyunca sadece ticari yaşamı düzenleme görevleriyle ilgilenmemiş, aynı zamanda topluma uyum sağlayan, işinde başarılı, sosyal ve ahlaki kuralları bilen, davranışlarıyla örnek bireyler yetiştirilmesinde önemli misyonlar da üstlenmiş.

AHİLİĞE KABUL

Ahilik her ne kadar sivil inisiyatifle kurulmuş bir örgüt olsa da, içerisine her isteyen giremez, girecek alanda belli nitelikler aranırdı. Örgüte, örgütten yetkili bir kimsenin onayı/önerisi üzerine girilebilir, öneren kişi de önerdiği kişinin hamisi olarak algılanırdı.

Kaynaklarda teşkilata alınmayacaklarla ilgili de bir dizi başlıktan bahsedilir. Ahiler arasına dinsizler, dedikoducular, falcılar, yıldızlara bakarak geleceği bildirmek isteyenler, Peygamberlere saygısızlık edenler, beddua edenler, hırsızlar, bir nesneyi değerinden yüksek fiyata satanlar kesinlikle kabul edilmezdi.

AHİLİK YÖNETİM SİSTEMİNDE DENETİM

Ahilik teşkilatının önemli görevlerinden birisi de ticari hayatın denetimiydi. Ahilik yönetim sistem mekanizması özellikle Anadolu şehir kasaba ve köylerindeki esnaf ve sanatkârların faaliyetlerini, eleman yetiştirme ve denetim görevlerini yapar, piyasadaki mal/ürün ve kalitesinin kontrol eder, satış fiyatının tespiti gibi ticari hayata yön veren çok önemli misyonları da başarıyla ile icra ederdi.

Ahilik sisteminde serbest piyasa ekonomisinden bahsedilemezdi. Herhangi bir esnaf veya üretici bir ürünün fiyatını kafasına göre belirleyemez, haksız veya yüksek kazançlar sağlamaya, müşteriyi aldatıcı bir şekilde yönlendirmeye çalışamazdı. Ahi birliklerinde kurulan denetim ve ceza sistemiyle, üyelerin meslek ahlakına uygun tutum ve davranış içinde bulunup bulunmadıkları denetlenir, kurallara aykırı hareket edenler kendilerine iyi bir ders olacak şekilde cezalandırılırdı.

AHİLİK YÖNETİM SİSTEMİNİN İLKELERİ

Bugün modern yönetimin üstadları olarak tanımlanan yönetim bilimcileri bilmeyeniniz yoktur. Yönetim biliminde Fayol’un 14 Yönetim İlkesi, Deming’in 14 Kalite İlkesi, Kaizen’in 7 Felsefesi gibi yönetsel yol gösterici setlerden bahsederiz.  Ahilik Yönetim sisteminin de uygulanması beklenen ilkelerden bahsetmek mümkün.

Ahilik yönetim sisteminin temel ilkeleri:

  • İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak,
  • Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak,
  • Ayıp ve kusurları örtmek/gizlemek,
  • Daima iyi komşuluk etmek ve cahilin cahilliğine sabretmek,
  • Hakka, hukuka ve hakkaniyete riayet etmek,
  • Kötü söz ve hareketlerden sakınmak,
  • İçi dışı, özü sözü bir olmak,
  • Sır tutmak ve sır kabul edileni açığa vurmamak,
  • Aza kanaat, çoğa şükretmek ve dağıtmak,
  • Helal kazanç sağlamadır.

Temel ilkelere ek olarak, Ahilik sistemine giren gençlere çıraklık süresince 124 görgü kuralı öğretilir, ustalaşıp mesleklerinin en üst düzeyine geldiklerinde ise usul, adap ve erkAna dair 740 kuralı bilmesi beklenirdi.

Bilmeleri yetmez bu bilinçle tüm davranışında bu temel kural setlerinin uygulanması da beklenirdi.

AHİLİKTE EĞİTİM SİSTEMİ

Ahilikilkelerin altı asır boyunca yaşatılması, başarıyla uygulanmasının ardında köklü bir eğitim sisteminin olmamasını beklemek yanlış olur.

“Ağaç yaşken eğilir” felsefesinden hareketle, meslek sahibi yapılması arzu edilen gençler, velisinin rızası alınarak daha onlu yaşların başında yamak olarak işe alınır, boğaz tokluğuna iki yıl çalıştırılır, daha sonra bir törenle çıraklığa terfi ettirilirdi.

Sistemde, çırakların ustasına ve onun dediklerine itaat etmesi, dediklerini yapması beklenirdi. Çiçeği burnunda gençler, 1001 gün çıraklık yaptıktan sonra kalfalığa terfisi ettirilir, üç yıl ustanın gözetiminde kalfa olarak çalıştıktan sonra zamanla alanıyla ilgili konularda söz sahibi olmaya başlardı. Bugün iş dünyasında terfi, kıdem alma yükselme gibi başlıklarda değerlendirdiğimiz insan kaynakları modelleri gibi Ahilikte de, kalfalıktan sonra ustasının yeterlilik onayı vermesi durumunda o yöredeki bilim, ilim insanı ve yöneticilerin katıldığı törenle “Şed Kuşanarak” ilgili alanda usta olduğuna dair icazet verilirdi.

Bir çoğumuz belki de Şed Kuşanma’yı ilk defa duyuyor olabilir. Şed Kuşanmanın yedi maddeden oluşan kural seti vardır. Şed Kuşanırken, Ahinin beline bağlanan kuşak yedi kez bağlama ve sonra açılma ritüeli gerçekleştirilirdi. Bu kural setinin anlamı da şu şekilde;

  1. Cimrilik kapısını bağla, cömertlik kapısını aç,
  2. Zulüm kapısını bağla, iyilik kapısını aç,
  3. Hırs kapısını bağla, kanaat kapısını aç,
  4. Lezzet kapısını bağla, nefsini kırma (riyazet) kapısını aç,
  5. Haktan umma kapısını kapat, Hak’tan bekleme kapısını aç,
  6. Saçmalık kapısını kapat, Allah’ı anıp, tatlı konuşma kapısını aç,
  7. Şeytanca işler kapısını kapat, Allah’a teslimiyet kapısını aç.

Ustalığa terfi edenler, eski ustasının desteği ve yeni girişimciler iş yeri açma esnasında finansal destek sağlaması için kurulan esnaf sandığının nakdi yardımlarının da desteği ile dükkan/işletme açarak iş yaşamına devam edilird.

Bugün modern yönetim bilimine baktığımızda en fazla yüz yıl gerisini görebiliyoruz. Halbuki şimdilerde uygulamış olduğumuz yönetim sistemlerinin, insan kaynakları sistemlerinin, kullandığımız hiyerarşik yönetim kademelerinin temeli aslında asırlar önce atıldığını görebiliyoruz.

Kimi ülkeler Ahilik sisteminin iyi uygulamalarını alıp ülke eğitim sistemlerine entegre etmiş, bizler gibi kimileri de tarihini hatırlamamaya devam etmekte.

Halbuki yıllardır kevgire dönüştürmüş olduğumuz eğitim sistemize referans olacak başarı bir yönetim sistemi uygulaması bize miras bırakılmış durumunda.

Ama nedendir bilinmez, tıpı başkası için özel dikilmiş bir takım elbisenin size uymaması gibi, biz de hala başkalarının eğitim modellerini kopyalamaya, onlardan medet ummaya devam ediyoruz.

Ümidim var!

Bir gün tarihimizin, değerlerimizin, öğretilerimizin, modern yönetim sistemlerinin harmanlandığı bize özel Türk Tarzı bir yönetim modelinin ortaya çıkarılacağından eminim.

Sağlıcakla.

Dr. Kamil BAYAR

Daha Fazla Okuma İçin: www.kamilbayar.com/blog

Bir Cevap Yazın