Kriz Yönetimi Bakış Açısıyla Kazakistan’ın PESTEL Analizi 

 1986’da Sovyetler Birliği’ne ilk başkaldıran, bu girişiminin meyvesini de 30 yıl önce bağımsızlıkla taçlandıran Kazakistan, bu günlerde LPG fiyatlarına yapılan yüksek zam ile başladığı aktarılan bir ayaklanma ile karşı karşıya. Öyle ki; Kazakistan, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Diğer yandan da liderleri ve ülke yöneticileri de ciddi bir de sınav veriyor.  

Kazakistan’ın karışmasına sadece siyasi bir gelişme veya hareketlilik olarak bakamayız. Yaşananlara bütünsel olarak baktığımızda konunun tam olarak stratejik olduğunu anlayabiliriz.  

 İşin içerisinde sadece strateji mi var? Elbette hayır. İçerisinde aynı zamanda bolca liderlik, önemli derecede kriz yönetimi, bir yandan risk yönetimi ve geleceği doğru öngörerek yeni hamlelerin planlamasını yapmak da var. 

Kazakistan Türkiye İçin Neden Önemli? 

Kazak halkı ile ortak tarihimiz, ortak kültürümüz, ortak manevi bir geçmişimiz var. Kazaklar, sadece Kazak değil, onlar aynı zamanda bizim soydaşımız. Bunun yanı sıra özellikle 2000’li yılların başı itibarıyla Türk şirketleri Kazakistan’a, Kazak iş insanları da Türkiye’ye ciddi yatırımlar yaptı. Rakamlara baktığımızda ise sadece 2019 yılında Kazakistan’a 360 milyon dolar, toplamda da 5 milyar doları geçen Türk yatırım tutarının olduğunu görüyoruz. Bu demek oluyor ki; Türkiye, Kazakistan’a yatırım yapan ilk 10 ülke arasında kendisine çoktan yer bulmuş durumda. 

Sadece doğrudan veya dolaylı yatırım değil aynı zamanda Türkiye- Kazakistan arasında tekstilden inşaat malzemelerine, sanayi ürünlerinden mobilyaya kadar pek çok alanda uzun yıllardır ticaret yapılıyor. Birçok tüccar veya küçük esnaf da bu ticaretten nasibini alıyor. Bugün Kazakistan’ın birçok bölgesinde Türk inşaat sektörünün yatırımlarından, Almatı Uluslararası Havalimanı’nın işletmesine, ülkemizin en önemli markasının bisküvi üretim tesisinde, perakende sektör oyuncularımızın Kazakistan’da yüzlerce şube açmasına kadar ciddi yatırımların yapıldığını görüyoruz. 

Kazakistan’ın analizini strateji gözlüğünden bakarak yapmak istersek belki de ilk yapmamız gereken;  

Kazakistan’ın PESTEL Analizi 

Pestel Analizi, Stratejik Yönetim araçlarından bir tanesidir.  Özellikle uluslararası iş stratejileri belirlemede kullanılan PESTEL analizi; İngilizce’de Siyasal (Political), Ekonomik (Economic), Sosyal (Social), Teknolojik (Technological), Çevresel (Environmental) ve Yasal (Legal) kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuş bir metotsal yaklaşımdır. 

1- Kazakistan’ın Politik/Siyasi Analizi (P) 

Kazakistan, bağımsızlığını 1991 yılında, Sovyetler Birliği’nden koparak almış bir Orta Asya ülkesi. Kurucu Lider, Nur Sultan Nazarbayev. Kazakistan, her ne kadar dışarıdan bağımsız gibi görünse de, politik açıdan Rusya ve Çin arasında ciddi denge siyasetini başarı ile yürüten bir ülke olduğunu söyleyebiliriz. 

Kazakların özellikle son yıllarda ‘’özlerine’’ dönme hamleleri olarak yorumlanan; Kiril Alfabesi’nden Latin Alfabesi’ne geçiş, Rusça’nın anadil gibi sayılmasından vazgeçilmesi, ABD ve Türki Cumhuriyetlerle iyi ilişkiler geliştirmesi, kuruldukları dönemden beri ülkenin üzerinde her an şimşek çakacak karabulutlar gibi gezmeye devam eden Rusya’yı rahatsız etmiş olabilir. Diğer yandan Rusya’nın rahatsız olması normal mi? Kazakistan nüfusunun %20’ye yakını Rus vatandaşlardan oluştuğunu düşündüğümüzde bazı tepkilerin oluşmasının tahmin edilmesi gerektiği de oldukça açık. 

Son yıllarda Çin’in Dünya’da küresel güç olma çabası, Amerika’nın Rusya ve Çin’e karşı Kazakistan’da varlık göstermeye çalışması Kazakistan’ın ülke olarak önemini artırdığını söyleyebiliriz. Kazakistan’ın özellikle son yıllarda Türk Devletleri’nin birlik olması amacıyla adımı atılan Türk Devletler Teşkilatı oluşumunda önemli rol oynadığını söylemek yanlış olmaz. Ortak kültürlerdeki ülkeler birbirine bu kadar yaklaşmasıyla ekonomik anlamda stratejik iş ortaklıkların yolunu açılması da bir fırsat olarak görülmüştü. 

2- Kazakistan’ın Ekonomik Analizi (E) 

2000’li yıllara kadar ülkenin ekonomisini tarım belirlerken, 2000’li yıllardan sonra özellikle petrol alanında artan yatırımlar, enerji sektöründeki hızlı gelişmeler, sanayinin enerji dışındaki diğer alanlarına da ivme kazanmasıyla Kazakistan Ortadoğu’nun parlayan yıldızı oldu.  

Kazakistan, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Araştırması’na göre 25’inci Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Rekabet Endeksi’ne göre ise 55. sırada (Türkiye 61. sırada) yer almaktadır 

 Kazakistan’da kişi başı milli gelir 9 bin 800 dolar seviyelerinde. Bir çalışanın işverene ortalama maliyeti ise 350 dolar düzeylerinde. Sanayileşme ve rekabette önemli bir gider olan elektrik maliyeti oldukça rekabetçi bir seviyede ve kilowatt başına 3 USD sent, gaz 3-4 USD sent, benzin ise yaklaşık 35 USD sent seviyelerinde. 

 Enerjinin ucuz olması, ülkenin jeopolitik konumu ve biraz da ucuz iş gücü nedeniyle bugün Kazakistan’da ABD’nin başta petrol şirketleri olmak üzere büyük firmalar ile Çinli, Rus veya Koreli şirketlerin ciddi yatırım yaptıklarını görüyoruz. 

3- Kazakistan’ın Sosyo Kültürel Yapısı (S) 

 Kazakistan’ın Sovyetler’den istemeden de olsa aldığı bir miras var. Kazakistan, tarih boyunca bir sürgün yeri olarak değerlendirilmiş, Soyvetler döneminde problemli insanların sürgüne gönderildiği, çiftliklerde zorla çalıştırıldığı bir yer olmuş. Öyle ki; biraz da bu gerçeklerden de kaynaklı bugün Kazakistan’da tam 136 etnik yapının varlığından bahsediliyor. 

 Kazakistan’ın nüfusu 18,7 milyon. Kazak nüfus oranı ise %68. Toplam nüfusun %20’lik kısmı da Ruslar’dan oluşuyor. Diğerleri ise Özbekler (%3,25), Uygurlar (%1,47), Ukraynalılar (%1,42) derken oldukça heterojen bir nüfus ile karşı karşıyayız. 

4- Kazakistan’ın Teknolojik Analizi (T) 

Kazakistan’da teknoloji üretimi çok ileride olmasa da, teknolojinin kullanımı oldukça ileri seviyede diyebiliriz.  Bir ev kadını manava gittiğinde aldığı iki kilo domatesi bile telefonundan dijital olarak ödeyebiliyor.  

Kazakistan’a teknoloji alanına ciddi yatırımlar yapılmaya başlanmış. Bugün teknoloji sektörünün önemli oyuncularının birçoğunun Kazakistan’da merkezi veya temsilcilikleri bulunuyor. Sanayileşme ise daha yeni yeni filiz vermeye başlamış diyebiliriz. Patent, buluş, inovasyon, Arge-Üge çalışmaları daha olgunlaşma aşamasında. Bir yandan Kazak iş insanları know-how’ı olan başka ülke vatandaşları ile stratejik ortaklıklar yaparak ülkenin sanayileşmesini hızlı bir şekilde ilerletmeye çalışırken, devlet de bunu politikaları ile destekleyerek ülkenin hızlı bir şekilde enerji ve tarıma bağlı olmaktan sanayi toplumuna geçişi hızlandırılmaya çalışılıyor. 

Son dönemde sıkça duyduğumuz kripto para konusunda da Kazakistan önemli bir pazar yeri. Çin’de kripto paranın üretiminin yasak olması, kripto para madenciliğinde düşük maliyetli enerji ihtiyacı gibi konular oldukça önemli olduğu için Kazakistan’ı kripto paranın başkentlerinden biri olarak anmak zannederim yanlış olmaz.  

5- Kazakistan’ın Çevresel Analizi (E) 

Bugün Kazakistan Ortadoğu’nun en kritik ülkesi yapan konuların başında, Dünya’da küresel güç olmaya çalışan Çin’e olan yakınlığı var. Diğer yandan Dünya’daki güç oyunundan kopmak istemeyen ve agresif stratejiler izleyen Rusya ile olan 7.600 km’lik sınırı da farklı bir öneme sahip. 

Kazakistan, yüzölçümü açısından dünyanın 9. büyük ülkesi. Araziler bu kadar büyük olunca, istatistik ve olasılık hesabı da hemen devreye giriyor tabii. Kazakistan, yer altı kaynakları açısından oldukça zengin bir ülke. Aktarılanlara göre Kazakistan, 1.200’den fazla mineral, tahmini değeri 972 milyar dolar olan krom, yine tahmini değeri 73 milyar dolar olan çinko gibi çok ciddi maden rezervlerine sahip. Kazakistan uranyum zenginliği açısından dünyada 2’inci, bakır zenginliği açısından ise dünyanın 4’üncüsü durumunda. 

 Kazakistan’ın Jeopolitik konumu ise oldukça kıymetli. Çin’in komşusu olması, Kazakistan’ın 1 milyardan daha büyük bir ticari pazara hitap edebildiğini gösteriyor. Diğer yandan Çin ticaretinin önemli bir kısmının Kazakistan üzerinden geçmesi de onu aynı zamanda iyi bir lojistik hub (dağıtım merkezi) konumuna getirmiş durumda. Kazakistan’ın tüketimi yüksek pazarlara yakın sınırları olması, demir veya karayollarının gücü de ülkeye ticari anlamda ciddi avantajlar sunuyor. 

Tarım ve hayvancılık, Kazakistan’da atalardan kalan bir iş. Tabii uçsuz bucaksız arazilere de sahip olunca, dünyanın en önemli hububat deposunun Kazakistan olması da hiç şaşırtıcı değil.  

Kazakistan, madencilikte de oldukça gözde bir ülke. Keşfedilmemiş kaynaklar hariç, periyodik tablodaki elementlerin nerdeyse %80’i Kazakistan’da bulunuyor.

Ülke turizmde çok güçlü olmasa da Türkistan’ın yeniden inşası ile bölgenin gelecek dönemlerde yüksek sayıda yabancı turist çekeceği de aşikar.

6- Kazakistan’ın Yasal Analizi (L) 

Kazakistan’ın zamanında imza attığı en önemli adımlardan birisi de dünyanın güven duyacağı yasalar olmuş. Bugün işleyen hukuk sistemi, İngiliz hukukunun norm ve ilkelerine göre dizayn edilmiş ve buna göre karar ve uygulamalar hayata geçirilmekte.  Özellikle yatırımcılar için önemli olan bir diğer konu da Astana Uluslararası Finans Merkezi’nin oluşturulmuş olması. Ülkede yatırımcıların hakları uluslararası tahkim merkezi ve uluslararası mahkemelerce korunmakta. Üst düzey yetkili hakimlerden oluşturulan mahkemenin aldığı kararlar, nihai karar olarak kabul ediliyor ve yerel veya ulusal mahkemeler tarafından da bozulamıyor. 

Diğer açıdan Kazakistan devleti yatırımcılara ciddi kolaylıklar sağlıyor. Çoğu zaman faiz oranlarını devlet sübvanse ediyor, doğrudan yatırımlarda uzun vadeli ve oldukça avantajlı kredi imkanları da sunuluyor. Hatta bazı önemli yatırımlarda yatırımın büyük miktarını ya devlet karşılıyor ya da kalkınma ajansları aracılığı ile projelere devlet ortak oluyor. 

Belki de en önemli konulardan birisi de tıpkı Avrupa Birliği ülkelerinin kendi aralarında yaptığı gümrük anlaşması gibi, Çin, Avrasya ekonomi birliği ülkeleri gibi ülkelerle ortak gümrük anlaşmalarının olması ve dış ticaret noktasında şirketlere ciddi kazanımlar sağlanmaya çalışılması.  

 Kazakistan’daki Krizin Yönetimi  

Bugün Kazakistan’ın karışmasının arkasında, doğrudan veya dolaylı olarak bulunan ülkelerin çıkarları için ciddi bir güç kavgası verdiği çok açık. Bizleri ilgilendiren konu ise son dönemdeki ülkemizle olan yakınlaşmalar, Türk iş insanlarının Kazakistan’da yaptığı stratejik yatırımları nasıl yöneteceği veya yönlendireceği konusu. 

Eminim ki, Kazakistan’da yatırımı olan iş insanları olayları yakından takip ediyor, anlık bilgi akışı ile süreci anlamaya çalışıyorlardır.  

Peki Kazakistan’da yatırımı olan veya yatırım projesi düşünen iş insanları ne yapmalı? 

Yapılması gereken yönetim yaklaşımı bana göre “Kriz Yönetimi Liderliği”. 

Bu dönemde yapılması gereken liderlik adımları ise şunlar olmalı: 

  • Ortak akıl yaklaşımı merkeze konarak, Kriz Yönetim Komitesi kurulmalı, uzmanlığına, deneyimlerine ve bakış açılarına güvenilen özel insanlar istişare heyetine alınmalıdır. 
  • Bölgede uzman ve alanında bilgi sahibi, deneyimli, sezgileri güçlü insanlardan fikirler alarak, alınan kararlarında kullanmalıdır. 
  • Stratejik Düşünme, Nominal Grup, Delphi, Beyin Fırtınası Tekniği gibi çeşitli stratejik düşünme teknikleri kullanarak, kriz sonrası durumu tahmin edilmeye çalışmalıdır. 
  • Düşünceleri somutlaştırarak ihtimaller ve onların olası etkilerini düşünerek risk puanlama ile risklerin planlanması yapılmalıdır. 
  • Alınan kararların uygulanması için temsilci tayin edilip, bilgi akışının tek elden/merkezden yönetilmesi sağlanmalıdır. 
  • Belki de en önemlisi, etkili ve doğru iletişim teknikleri kullanılarak, soğukkanlı davranarak krizi yönetebilen bir liderlik özelliği sergilenmelidir. 

Umuyorum ki bu kara bulutlar dost ve kardeş ülke Kazakistan’ın üzerinden hızlıca kalkar. İki ülke arasındaki güzel ilişkiler kaldığı yerden devam eder. 

Tek temennimiz bu. 

Dr. Kamil BAYAR