Bugünlerde Türkiye’nin gündemi Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT). Yıllar önce ülkenin o dönemki şartlarının da etkisiyle hızlı bir şekilde alınan yönetsel bir kararın sonucu EYT meselesi milyonlarca insanı etkilemiş oldu. Kimi çalışan yeni kanuna göre zamanla emekli olma hakkını elde ederken bazı çalışanlar ise eski hakları üzerinden emekli olmayı bekliyor. Gerek devletin mali bütçesi, gerek çalışanların işe devam edip etmeme kararı, gerekse de işten ayrılacak kişilerin devam eden iş süreçlerinde oluşturacağı boşluk dikkate alındığında konunun taraflar açısından oldukça stratejik olduğunu düşünüyorum.

Rakamlar ne söylüyor?

Aslında ifade edilen rakamlarla bakıldığında ortada ciddi bir bilgi kirliliğinin olduğunu söyleyebiliriz. Kimi araştırmalara göre 6,5 milyon kimisine göre 4,5 milyon, bakanlık açıklamalarına göre de 1,8 milyon kişi EYT Kanunu uygulamasından yararlanacak. Danışmanlık hizmeti verdiğim şirketlerde yaptırdığımız analizlere göre ise her yüz kişinin çalıştığı bir kurumda 8 ila 10 kişi arasında EYT kapsamına girecek çalışan olduğunu gözlemledim.

TÜİK’in raporlarına göre, hâlihazırda resmi olarak istihdam sayısı yaklaşık 32 milyon kişi. Bahsi geçen EYT’li sayısının bakanlık kaynaklarına göre baz alınarak basit bir hesaplama işlemi yapıldığında, gerçekçi olmamakla birlikte EYT düzenlemesinden etkilenecek 1.8 milyon kişinin hepsinin aynı anda işlerini bırakması durumunda çalışan iş gücünde %5,6 oranında azalma meydana geleceği yorumu yapılabilir. Diğer yandan yine TÜİK raporlarına göre mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı ise 3,5 milyon dolaylarında. Eğer 1.8 milyon kişinin yerine 2023 yılında hemen istihdam sağlanması durumunda işsiz sayısının yılsonunda %51 oranında düşeceği de hesaplanabilir. Bu demek oluyor ki, EYT kararı, şu an net bir rakam söylemek mümkün olmamakla birlikte yaratacağı yeni iş imkânları sebebiyle işsizlik oranını ve işsiz sayısını hatırı sayılır derecede azaltacağa benziyor.

EYT düzenlemesinin iş dünyasına etkileri neler olur?

EYT’nin iş dünyasına olumsuz katkıları olabileceği gibi olumlu katkılarının da olacağını düşünmemiz gerekiyor. En iyimser tabloya göre 1.8 milyon kişi EYT kapsamında emekli olma hakkını elde etse bile bunların çoğunun ülkedeki ekonomik durumlar, halen daha yaşlarının genç olması veya yarım kalan bazı projelerin finanse edilebilmesi için çalışmaya devam edeceğini düşünüyorum. İlla bir oran vermek gerekirse de bana göre işten ayrılacakların oranı %30’u geçmeyecektir. Emekliliği hak edenlerin ise yıllara yayılacak şekilde emekli olma kararını alacaklarını düşünüyorum.

EYT’nin olumsuz etkileri nelerdir?

– Hiç kuşkusuz iş dünyasının en önemli riski yetişmiş insan kaynağını kaybetmek olacaktır. Öyle ki, zaten her sektörde yetişmiş insan kaynağına ulaşma oldukça güçleşmişken iş dünyasının deneyimli çalışanların yerine benzer yetkinliklerde insan kaynağı bulmakta zorlanacağı bilinen bir gerçek. Deneyimli çalışanların eksilmesi de bazı iş süreçlerinin belirli bir süre aksamasına neden olacak, üretilen ürün veya hizmeti niceliksel veya niteliksel olarak negatif yönlü etkileyecektir.

– Diğer yandan, ayrılacak kişilerin deneyimli olması sebebiyle yerine yeni istihdam yapılsa dahi ayrılanın yerine alınacak çalışanlar ayrılanlar kadar deneyimli olmayacağı için kimi işler için belki de bir kişinin yerine iki kişinin alınması sonucunu doğuracak. Bu durum da işverene belirli oranda daha yüksek personel maliyeti olarak yansıyacaktır.

– Emekliliği hak eden çalışanların bazılarını kurumun rakiplerinin işe alma ihtimali de ortaya çıkacak olumsuzluklardan bir tanesi. Öyle ki bazı şirketlerde çalışanlar, çalışma ortamını beğenmese de sırf birikmiş kıdem tazminat hakkını kaybetmemek için çalışmaya devam ediyorlar. EYT ile birlikte kurumdan haklarını alarak çıkma özgürlüğüne sahip olacak çalışan gruplarının olacağını düşünmekteyim. Bunların çalışmayı istemesi durumunda rakip firmaya daha yüksek maaşla geçme ihtimalinin yanı sıra şirkete ait üretim veya çeşitli bilgilerle rakibe geçiş yapması da bir risk unsuru taşımakta.

– Emekli olacakların tekrar işe alınması durumunda şirketlerin erken ödemeden kaynaklı Kanunla belirtilen %5’lik orana denk gelen indirimli ödeme teşvikinden yararlanma haklarının ortadan kalkması az da olsa personel maliyetini yukarı çekecektir.

– Her ne kadar kurumsal ölçekli firmalarda olması beklenmese de “kişinin zaten emekli olduğu ve sigorta yapma ihtiyacına gerek kalmadığı” düşüncesiyle daha küçük ölçekli firmalarda maaşların zarf usulü (elden) ve gayri resmi yolla ödenmesi teşvik edilmiş olacak. Bu durumda ise kaybedenlerin başını SGK prim ödemesi olmayacağı için devlet çekmiş olacaktır.

EYT’nin olumlu etkileri

– EYT sonrası ayrılan oranı ne olursa olsun birçok pozisyonda boşluklar meydana gelecek ve özellikle de “emekli olsa da koltuk boşalsa” diye düşünülen pozisyonlar için aşağıdan yukarı terfi bekleyenler için bir tür kariyer fırsatı ortaya çıkacaktır

– Diğer yandan ayrılanların yerine yenilerinin alınması söz konusu olacağı için EYT’nin işsizliği düşürme etkisi olacağı aşikâr. Örneğin; Emekli olacakların %25’inin işe devam etmediği bir senaryoda, 1.8 milyon kişi EYT kapsamına alındığından 450 bin pozisyonda açık oluşacak ve tamamının hemen doldurulması ülkedeki işsiz sayısını %13 oranında düşürecektir.

– Başta büyük şehirlerde yaşamanın mali ve diğer zorluklarının artması sebebiyle bazı çalışanların emekli olup memleketlerine gitmesi durumu yetişmiş insan kaynağı hareketi meydana getirecektir. Bundan da en çok faydalanacaklar ise yıllardır yetkin insan kaynağına ulaşma zorluğu yaşayan Anadolu şehirlerindeki kurumlar olacaktır.

İş dünyası neyi talep ediyor?

– Kim ne derse desin EYT Kanunu devlet bütçesine ciddi bir yük getirecek. Bu kaybın kapatılması için seçeneklerden birisi mevcut çalışanların SGK prim payının yükseltilmesi söz konusu olabilir. Böyle bir sonuç iş dünyasına ek bir maliyet olacağı için işverenler böyle bir seçeneğin gündem dahi yapılmamasını,

– Emekliliği hak edecek milyonlarca çalışan olduğunu düşündüğümüzde işlerin olumsuz etkilenmemesi için hepsinin aynı anda emekli edilmesi yerine uzun süreli ihbar süresi şartı koyma gibi zamana yayılarak veya net kural setleriyle emeklilik sürecinin etkin yönetilmesini,

– Bazı teşviklerin çalışan insan sayısına göre olduğu düşünüldüğünde emekli olacakların yararlanılacak veya yararlanmaya devam edilen teşvikleri olumsuz yönde etkilememesi,

– EYT kapsamındaki çalışanlar için şirket kasasından çıkacak nakit paradan ötürü ödeme zorluğu yaşanmaması veya kurumun ticaretinin etkilenmemesi için düşük faizli kredi seçeneklerinin sunulması,

– Hali hazırda düzenli ödemeden kaynaklı %5 indirimli SGK prim ödemelerinin devam etmesi,

Süreci iyi yönetmek için insan kaynakları stratejileri neler olmalı?

– Kuşkusuz zaman içinde başta yedekleme sistemi olmak üzere insan kaynakları yönetim sistemlerine yatırım yapanlar kazanacak. Yapmayanların ise bir an önce insan kaynakları yönetim yapılarını güçlendirmesi gerekecek.

– Emekli olacakların işlem sürecinin zamana yayılacağı öngörüsüyle kurum içinde gerekli ön istihbarat ve görüşmeler gerçekleştirilerek 2 yıllık insan kaynağı planlaması yapılmalı. Kaybedilen yetkin insan kaynağı açığının nasıl kapatılacağı senaryolarının da çalışılması gerekir.

– İstifa veya şirketler arası yetişmiş insan kaynağı hareketi öngörüsü ile insan kaynakları biriminin şirket içi yöneticilerle ön görüşmeler yaparak gerçek ihtiyacı anlaması, gerekli iş ilanlarının da önceden hazırlaması proaktif bir yönetim sergilemeyi tetiklemiş olacaktır.

– Kurumlar ihtiyacı olan istihdamı kendisi sağlayacağı gibi süreci daha hızlı yönetmek için asıl işi işe alım ve personel yerleştirme olan insan kaynakları firmaları (head hunting) ile kurumsal hizmet alım anlaşmaları yapmalılar.

– Emekli olanların çalışmamayı düşünmesi durumunda bu kişilerin arasından uygun olanların kurum eğitim ve gelişim sistemlerine bir kaynak olarak girdi sağlayarak mentor, eğitmen veya gelişim koçu olarak kullanılması düşünülmeli.

– Her ne kadar ülkemizde bu çalışma kültürü mantığı daha tam olarak oturmamış olsa da beyaz yakalı çalışanlar başta olmak üzere serbest çalışma (freelance) modeli, saat veya gün temelli esnek çalışma seçenekleri çalışanlara sunularak olası kayıpların minimize edilmesi de söz konusu olabilir.

Tüm bu hususlar göz önüne alındığında EYT sürecinin gerek çalışanlar gerekse de işverenler açısından çok yönlü değerlendirilmesi gerektiği görülüyor. Bu sürecin hem personel hem de işletmeler için optimum çözümlerin sağlanacağı karşılıklı uzlaşılarla geçilmesinin iki tarafın da yararına olacağını vurgulamak gerek.

Hayat gönlünüzce olsun.
Dr. Kamil BAYAR
www.kamilbayar.com