İş Hayatında Kafa Sallama Sendromu

Geçenlerde yönetim danışmanlığı görüşmelerini yaptığımız büyük bir grubun yönetim kurulu başkanıyla gerçekleştirdiğimiz bir görüşme beni derin bir düşünmeye sevketti. Saatlerce yaptığımız konuşmadan sonra kendisine bir soru yönelttim.

Ben: Efendim sizce, yani sizin tanımınıza göre şirketinizdeki en büyük problem nedir?

Samimiyeti gözlerinden okunur derecede ve çok net bir cümleyle karşılık verdi:

YKB: Bizim en büyük sorunumuz; “biz ne dersek kafa sallayan yöneticiler”

Kimileri için bu cümle bir anlam ifade etmeyebilir ama benim zihin dünyamda inanılmaz derecede önemli bu. Bu anlamlı cevap, herbirinin anlamı bir kitap olacak seviyede olduğunu kabul ettiğim birden fazla kelimeyi hatırlatıyor bana.

Hangileri mi? Çok var ama ben iş dünyasının hakkında sık yorumlar yaptığı hatta eğitimler aldığı popüler olanlara değineceğim:

İnovasyon, yenilik, ar-ge, stratejik düşünme, vizyon, gelecek planı, ikinci kuşak, yapısı eleştiri, zor insanları yönetmek, problem çözme, gelişim, verimlilik, genç yetenekler, kutunun dışı (out of box) , outliers, cesaret, yöneticilik, liderlik, istişare, değer verme, katılımcı yönetim, demokrasi, toplumsal refah, vergi ve diğerleri…

Çuvaldızı kendisine batırmayı sevmeyen, hataları başkasında arayan, gerçeklerini görmek istemeyen veya yüzleşmekten kaçınan,”kendisi durumdan kurtulsunda kim yanarsa yansın” düşüncesinde olan bizim gibi toplumların çıktıları da kendimizi kıyasladığımız ileri toplumlardaki gibi olmuyor tabi.

Baştaki yaşanmış örnekte aktarmış olduğum durumla eminim birçoğunuz çok sık karşılaşıyor, konuyu çoğu zaman içe atıyor veya en yakınındakilerle paylaşma eğilimine gidiyordur. Ben bu konuda bir adım öteye gidiyor ve

bu konunun bizim bir hastalığımız olduğu teşhisini koyuyor ve çeşitli nedenlere bağlayarak buna da “Kafa Sallama Sendromu” adını veriyorum.

Tabi doktor edasıyla bir teşhisten bahsediliyorsa bunun da bazı belirtileri (sempton) ve nedenleri olmalı dimi? Hadi bir kaçına değinelim.

F5 Tuşuna Basmama Hali

Bu madde kendisine toz kondurmayan, sürekli Y kuşağını eleştiren hatta Z kuşağı ile çalışmaya başlayınca ne yapacağını dahi bilemeyecek durumda olanlara özel. Bana katılmanlar olabilir ama yeni kuşaklar gerek teknolojik donanım, gerek dünyayı tanıma, gerek yenilikçi bakış açısı, gerek taze fikirler üretebilme gerekse mesleki anlamda oldukça donanımlı. Hatta sokak ağzıyla “gümbür gümbür” geliyor diyebilirim.

Onları bize değil, asıl biz kendimizi nasıl onlara uyarlayacağızı düşünmemiz gerekiyor.

Üniversitenin aynı bölümü olamasına rağmen güncel müfredatı merak dahi etmeyen, operasyonel işlerin içerisinde boğularak kendisini geliştirme imkanı bulamamış veya şu anki gelişim imkanlarıyla karşılaşamamış tecrübeli kişilerin yetersiz olduklarını kendilerinin de bilmelerine rağmen bu açıklığı salt tecrübeye güvenerek kapatmaya çalışmaları durumu.

Yani, yönetici seviyesine gelmiş bazı kişilerin tecrübenin veya geçmiş başarıların verdiği özgüvenle, yenilikçi fikirlere veya modern yaklaşımlara farkında olmadan kendisini kapatmış olması, işinde veya yönetsel karar yaklaşımlarında güncel bir sayfa açamaması gerçeği.

Not: F5 tuşu, bulunulan sayfayı güncellemek için kullanılan bir klavye komut dili.

Koltuk Kaybı Korkusu

Makam ve koltukla ilgili bir cümle kurulduğunda zihnimizde genelde kamu sektörü canlanır değil mi? Sıkı durun! Bu konuda özel sektörde kamuyu yakalama yolunda oldukça hızlı ilerliyor (hatta bazılarınız geçtiğini bir görmüştür ama ben daha görmedim). Özellikle de şirket global, (sözde) kurumsal, ülkenin/sektörün gözdesi, sıralamada bilmem kaçıncı, bilmem ne dergisinde patron el cepte kapak yapılıyorsa (dikkat! parayla olabilir), marka imajıyla gurur duyulan, finansal olarakta güçlüyse bu şirketten kim ayrılmak ister ki?

Bu noktada içimizden gelen derin bir ses bazen:

“Güzelim işimden olmayayım”, “mahallenin delisi ben miyim”, “ne diyorlarsa yap işte”, “itaat et kurtul”, “eski köye yeni adet mi getireceğim”, ” yaş ilerledi yeni meceraya gerek yok”, “şirket adamın/kadının, sen mi kurtaracaksın” gibi fısıldar.

Sonuç olarak; düşüncelerle katılmadığımız bir görüş veya kararın üstüne olumsuz görüş/şerh bildirme cesaretini gösterememe veya yapıcı eleştiri yaklaşımıyla ilerlememe hali.

Durum böyle olunca akla şu deli sorular geliyor:

  • Tepe yönetimi kim yönlendirecek? Onlar hangi bilgiyle beslenecek?
  • Patron/Ceo/ Genel Müdür herşeyi kendisi biliyorsa veya geliştiriyorsa size neden gerek var?

Yönetim Tarzı

Yöneticilik, liderlik veya hangi yönetim modelinin ne zaman nerede kullanılması gerektiğini bilmeyen/merak etmeyen, kağıt üzerinde yönetici ama uygulamada ben’den kurtulup biz’e ulaşamayan yöneticilerin de bu kafa sallama sendromunu tetiklediğini söyleyebiliriz.

Bu gruba şirketin patronu, ortakları, yönetim veya icra kurulu başkanı veya üst veya alt düzey yöneticilerin tamamı dahil edilebilir.

Eğer bir kurumda,

  • “Tek adamcılık”,
  • “Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük”,
  • “Ben veya benim dar kadrom bilir”,
  • “Görüş alırım ama benim dediğim olur” tarzında bir yönetim şekli hakimse burada başka bir modelde bir çalışan profili aramaya gerek yok, ne yazık ki buradakilerin neredeyse tamamı kafa sallayan yönetici/çalışan olmak zorunda.

Kafa sallamayanlar mı? Merak etmeyin sistem zaten onları makul zaman içerisinde dışarı atacaktır.

Kıyaslamama

Özellikle de geçmişte önemli başarılar elde etmiş şirket veya yöneticilerde görülen bir belirti bu. Sürekli eski başarılara atıfta bulunma, ne zorluklar içerisinde bu noktaya geldiğini anlatma, geçmişin başarısıyla övünmeye devam etme ve arada bir “Vay be!” dedirtmeye çalışma hali.

Diğer bir açıdan da, yeterli bilgi veya tecrübe olmamasına rağmen “bir şekilde” büyümüş, sektöre hakim olmuş, gerek ürün/hizmet gerekse çalışanlar tarafından tercih edilen bir kurum haline gelmiş hatta bazen de başarı sarhoşluğuna kapılmış şirketlerin “acaba” ile başlayan cümle kurmamaları konusu.

Soramadıkları soruların bir kaçı:

  • Acaba bunu rakipler nasıl yapıyor?
  • Acaba rakip olmayan farklı sektördeki işletmeler nasıl yapıyor?
  • Acaba Avrupalı, Amerikalı veya Japon-Çin bunu nasıl yapıyor?
  • Acaba ben değilde başkası bu noktada olsaydı “o” nasıl yapardı?
  • Acaba bayrağı aldıktan sonra ben yeni neler yaptım?

gibi soruları kendisine sormaması ve merak katsayısının düşük olması.

Taze/Yeni Bilgiye Açıklık

Alışagelmiş iş yapma modellerinin en doğru model olduğunu inanma ve belki de onlarca yıl geride kalmış yönetim modellerinin hala uygulamada olması durumu.

Kimi şirket, ahbap-çavuş, köşebaşlarında akraba ile “kapalı kutu” devam ederken kimileri de bunu yenebilmek için yetenek avcıları ile çalışmak, genç yeteneklere fırsat vermek, sektörden yeni beyinleri transfer etmek, yabancı (expat) yöneticileri bünyeye dahil etmek (dikkat, hava atmak için yapılmış olabilir) veya günceli yakalayan “hatta şirketleri için gelecekten gelen danışmanlıklarla” bu açığı kapatmaya çalışmakta.

Tabi bu konu çok kolay değil bunu kabul etmek gerekiyor ama bunun meyvesini alabilmek için şunlara destek vermekle iyi bir başlangıç yapılmış olur. Bunların bir kaçı;

  • Kendimizi ve iş yapma şeklimizi sorgulama,
  • Kavramsal veya soyut bilgiye de değer verme,
  • Bilimsel yaklaşımlara inanma, getirisine inanma,
  • Zayıf yanları samimi ve şeffaf bir şekilde masaya yatırma
  • Alınacak bilgi veya kişinin maliyetini, damacana su gideri gibi salt gider olarak görmeme.

Özetle:

İş dünyasında “Kafa Sallama Sendromu”olarak tanımladığım; hiyerarşik veya güç olarak üstün olan kişinin ne söylerse doğru olduğu ve direk uygulanması gerektiğinin kabulü konusu, eminim hepimizin yılladır karşılaştığı, birebir yaşadığı durumdur.

İşletmelerin gelişmesini; işi ehline verme, güncel yönetim yaklaşımlarını uygulama, sürekli yenilik yapma ve bu konularda sabırlı olmayı savunan birisi olarak konuya kendi açımdan bakarak duygularınıza tercüman olmayı tercih ettim.

Son olarak,

  • Beyin var, akıl var, düşünebilme yetisi doğuştan var,
  • Muhakeme yeteneğimiz hatta İK’cıların çok sevdiği “analitik düşünme” kabiliyetimiz zaten hepimizde var:)
  • Hatayı, doğru ile yanlışı ayırtedebilecek olgunlukta ve yaştayız,
  • Madem rızkı da Allah veriyor…
  • E! o zaman neden bu kafa sallamalar?

Bam teline dokunmuş olabilirim, hadi kalın sağlıcakla 🙂

  • Posted by kamilbayar
  • 0 Comments
  • 0 likes
Tags: inovasyon, kafa sallama sendromu, yenilikçi bakış açısı, yönetim danışmanlığı

0 Comments

Leave Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *