Bugün Öğrenci Olsaydım Şu 10 Şeyi Kesin Yapardım!

Öğrenci arkadaşlarımdan çok farklı sorular alıyorum. Aslında öğrencilikte okullar farklı olsa da gerek geçilen yollar, gerek akla gelen sorular, gerekse düşünce yaklaşımları aşağı yukarı aynı.

Bir varsayımla yola çıktım: “Eğer bir öğrenci arkadaşım bir sorunun cevabını merak ediyorsa, muhtemelen başkaları da aynı sorunun cevabını merak ediyordur”. İşte bu düşünceden hareketle tarafıma yöneltilen, “Öğrenci olsaydınız, öğrencilik hayatınızı en verim nasıl geçirirdiniz” sorusuna cevap vermek istedim. Biliyorum söyleyecek şeyler çok ama ben size önemli gördüğüm 10 tanesini paylaşıyorum.

1- Bölümümü sevip sevmediğimi sorgulardım

Maalesef, ülkemizde meslek ve bölüm tercihi konusu hala kanayan bir yara. Çoğu arkadaşımız istemediği bölümü “ya puanı tuttuğu için” ya da “açıkta kalmayayım” diye tercih ediyor. Bence başarıda en önemli konulardan birisi bölümü veya mesleği sevmektir. Önce bu sorunun cevabını arar ve sürekli sorgulardım. Eğer sevmiyorsam, bu işi 25 yıl yapmayı göze alamayacağıma inanır ve hemen farklı bir bölüme devam etme kararı alırdım. Belki bu karar benim birkaç yıl kaybıma neden olacak ama 25 yıl sevmediğim işi yapmaktansa, birkaç yılı çöpe atma kararını radikal bir şekilde alırdım.

2- Bölümü/mesleğimi derinlemesine tanırdım

Kendimi içi su dolu kovaya atılmış bir sünger gibi düşünürdüm. Burada sünger beynim, kovadaki su ise ulaşmam gereken bilgiler olarak tanımlardım. Mesleğimin tarihinden başlayarak, gelişim aşamalarını öğrenir dünyada ve ülkede uygulama alanlarını çok iyi araştırırdım. Okulda verilen bilgiler ve ders kitapları ile sınırlı kalmadan, alanınızla ilgili çok farklı bilgi kanallarından beslenirdim. Bu beslenme kaynakları, farklı dil ve bakış açıları ile yazılmış kitaplar, internet, veri tabanları, bloglar olabileceği gibi bir adım öteye geçerek yayınlanmış makalelerden sonuna kadar istifade ederdim.

3- “Mesleki Sosyal” olurdum

Mesleki sosyallik kelimesini sanırım ilk defa duyuyorsunuz.  Eminim ki, dağ başındaki bir okulun bile en az bir tane mesleki amaçlı çalışan bir kulübü vardır. Bu kulüplere üye olarak işe başlardım. Eğer mümkün oluyorsa bu kulüplerin yönetimlerinde yer alır ve en az bir organizasyona imza atarak bunun gurunu yaşardım.  Diğer kulüplerin hiçbir organizasyonunu kaçırmaz ve bu organizasyona konuşmacı olarak gelen kişilerle tanışır,  sorular sorarak bilgi dağarcığıma sürekli yeni şeyler eklerdim.

Bunun yanı sıra, sosyal medyayı “geyik” konuşmalarından öteye taşır, mesleğinde iyi noktalara gelmiş kişileri linkedin, facebook, instagram,twitter gibi sosyal medya araçları vasıtasıyla yakın takibe alırdım. Hatta bir adım öteye gidip, twitterdan favori yapıp, her attığı tweeti okur, anlar ve ona cevap yazmaya gayret ederdim.

4- Yabancı dil konusunu hallederdim

Artık araba alırken, “bunda ABS var mı” diye sormuyorsak, iş dünyası da mümkün olduğunca İngilizce biliyor musunuz diye sormuyor. Neden mi? Tıpkı ABS örneğinde olduğu gibi, yabancı dil konusunun “zaten olması gereken” bir özellik olduğuna inanılıyor. Yani, öğrencilik dönemimde bir şekilde yabancı dil konusunu çözer ve zorlu maça hazır çıkardım! Hangi dil veya diller olmalı diye düşünür, bunun kesinlikle İngilizce olması gerektiğine inanırdım. İkinci dil konusunda ise etraftaki şehir efsanesi söylentilere kulak tıkar, mecbur kalmadığım sürece ikinci dili gündemime dahi almazdım.

5- Evraka! Evraka! Evraka! gibi, Staj! Staj! Staj! Derdim

Stajyer = fotokopi çeken kişi algısına hiç inanmazdım. Ki zaten fotokopi çekme işi de çoktan rafa kalktı diye düşünürdüm.  Okulum mecbur kılsın veya kılmasın, her yaz veya okul döneminde bir veya birden fazla staj yapmaya çalışırdım. Mesleki ilerlemenin usta çırak ilişkisi ile mümkün olacağına inanır ve hiçbir şey bilmediğimi baştan kabul ederdim.  Evet, mecburi staj olmadığı zaman şirketlere kabulün zor olduğunda hemfikir olur, zoru başarmak için elimden geleni yapardım. Bu ara illa adı sanı duyulmuş büyük şirkette staj yapma takıntım hiç olmazdı, evime yakın küçük bir işletme bile benim için yeterli olurdu.

6- Sivil toplum kuruluşlarında görev alırdım

Özellikle meslek odamız başta olmak üzere, iş ve meslekle ilgili sivil toplum kuruluşlarına üye olur, onların organizasyonlarında görev alırdım. Hatta yok ise, gençlik yapılanması için teklifler sunar, başında olduğum bir oluşumun filizlenmesinde aktif görev alırdım. Sadece mesleki anlamda değil, sosyal sorumluk, yardım gibi gönüllü işler yapan organizasyonlar da görev alarak, “hırs uğruna kalbimin katılaşmaması için ruhumu da beslerdim”.

7- Akademik çevreye yakın olurdum

Okuldaki hocaları sadece derse girip çıktıkları için tanımaktan öte, onlara daha çok yakın olmayı, onlardan “ek” bir şeyler öğrenmeyi kendime görev edinirdim. Akademisyenlerin ilgi alanları, akademik yayınlarıyla ilgili bir şeyler öğrenip sürekli sorular sorardım. Böylelikle, uzun süreli dostluk inşa ettiğimi ve mezun olduktan sonra kapılarını çalacağım değerli insanları hayatıma kazandırmış olduğumu düşünürdüm.

8- Yurt dışı tecrübesi edinirdim

Artık bir çok kişi, çeşitli imkanlarla yurt dışına çıkabildiğini görür, bunun için en ideal zamanın öğrencilik dönemleri olduğuna inanırdım. Eşimden, sevdiğimden, ailemden uzak kalamam söylemlerini bir kenara bırakır, kısa süreli sıla hasretini göze alarak kısa süreliğine yurt dışına çıkardım. Bilirdim ki, yurt dışı bana hem yabancı dilimi geliştirir, hem de yeni ufuklar katardı. Yurt dışına çıkma sürecinde eğer maddi durumum el vermiyorsa okulların sunduğu değişim programlarını değerlendirirdim. Hatta bir sürü para verip son model akıllı telefon kullanmak yerine Nokia 3310 kullanır, o parayı gelişimim için yatırırdım.

9- Rol model belirlerdim

Başarının kopyalanabilir bir şey olduğuna inanır, kariyerinde çok iyi noktalara gelmiş kişileri bulurdum. Bu kimi zaman üniversite hocası, kimi zaman ünlü birisi kimi zamanda meslektaş veya eş zamanlı her birinden birer tane olabileceğine inanırdım. Bu rol modelin iyi yaptığı şeyleri taklit ederek işe başlar daha sonra kendime has karakterimle yeni bir model ortaya çıkararak ben de bir rol model olmayı hedefime koyardım.

10- Varsa yoksa, Networking! Derdim

Okulun son dönemi gelmiş ve ben nerede çalışacağımı, nasıl iş bulacağımı düşünmek yerine bunu daha akıllıca yapmaya ve stratejik bakış açısıyla planlamaya çalışırdım. Başarıya giden yolda önemli bir adımın network veya insan tanıma işine emek sarfederdim. Bu networking konusunun nasıl geliştirilebileceğine dair araştırmalar yapar, öğrendiklerimi hemen uygulamaya geçirirdim. Mümkün olduğunca çok kişi tanır, kartvizitler toplar onlarla iletişimde kalırdım. Networkingin ülkemizde hala çok ama çok önemli bir konu olduğunu bilir, buna yatırım yapmanın oldukça ucuz olduğunu düşünür ve bir şekilde geri dönüşünün olacağına gönülden inanırdım.

Hadi şimdi uygulama ve sizden başkalarının da öğrenmesi için paylaşma zamanı!

  • Posted by kamilbayar
  • 0 Comments
  • 0 likes
Tags: Bugün Öğrenci Olsaydım, mesleki sosyal, networking, öğrencilere tavsiyeler, öğrenciyken yapılaması gereken 10 şey, staj

0 Comments

Leave Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir